Bazı dönemlerde cinsel isteğiniz oldukça yüksekken bazı dönemlerde cinsellik aklınıza bile gelmeyebilir. Üstelik bu değişim yalnızca birkaç gün değil, haftalar hatta daha uzun süre devam edebilir. Böyle zamanlarda insan ister istemez “Bende bir sorun mu var?” diye düşünebilir.

Oysa cinsel isteğin hayat boyunca hep aynı seviyede kalması beklenmez. Stres, uyku, ilişkide yaşananlar, hormonlar, kullanılan ilaçlar ve günlük hayatın yoğunluğu libidoyu etkileyebilir.

Bu nedenle cinsel isteğin azalması tek başına mutlaka bir sağlık problemi olduğu anlamına gelmez. Önemli olan değişimin ne kadar sürdüğü, sizi rahatsız edip etmediği ve hayatınızda başka belirtilerle birlikte ortaya çıkıp çıkmadığıdır.

Libido İçin Tek Bir “Normal” Yok

Cinsel isteğin ne sıklıkta ortaya çıkması gerektiğine dair herkes için geçerli bir sayı yoktur. Bir kişi haftada birkaç kez cinsel yakınlık isteyebilirken başka biri çok daha seyrek isteyebilir.

İkisinden birinin mutlaka daha sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değildir.

Ayrıca cinsel isteğin her zaman kendiliğinden ortaya çıkması da gerekmez. Bazı kişilerde istek önce oluşur ve ardından yakınlaşma başlar. Bazılarında ise partnerle yakınlaşma, dokunma ve uyarılma başladıktan sonra cinsel istek gelişebilir.

Dolayısıyla kendinizi başkalarıyla veya ilişkinizin ilk dönemleriyle sürekli karşılaştırmak gereksiz bir baskı yaratabilir.

Stres Libidoyu Sessizce Etkileyebilir

İş yetiştirmeye çalışıyorsunuz, evde yapılacaklar bekliyor, zihniniz sürekli bir sonraki sorumlulukla meşgul…

Böyle bir dönemde cinsel isteğin azalması şaşırtıcı değildir.

Yoğun stres yalnızca ruh halinizi değil, dikkatinizi ve bedeninizin cinsel uyarılmaya verdiği yanıtı da etkileyebilir. Zihniniz sürekli başka meselelerle meşgulse cinselliğe odaklanmak zorlaşabilir.

Üstelik stresin yanında uyku süreniz de azaldıysa yorgunluk tabloya eklenebilir.

Bu nedenle libido değişikliklerini değerlendirirken yalnızca cinsel hayatınıza değil, günlük yaşamınızın genel yoğunluğuna da bakmak faydalıdır.

İlişkide Yaşananlar Cinsel İsteğe Yansıyabilir

Cinsel isteksizlik her zaman hormonlarla ilgili değildir. Partnerinizle aranızdaki duygusal yakınlık ve iletişim de cinsel hayatınızı etkileyebilir.

Çözülmeyen tartışmalar, kırgınlıklar, güven sorunları veya sürekli eleştirildiğinizi hissetmek zaman içerisinde yakınlaşma isteğinizi azaltabilir.

Bazen çiftlerin cinsel istek düzeyleri de birbirinden farklı olabilir. Bir tarafın diğerinden daha sık cinsellik istemesi tek başına ilişkinin kötü olduğu anlamına gelmez.

Burada önemli olan isteksiz olan tarafın suçlanmaması ve cinselliğin bir görev haline getirilmemesidir. Partnerlerin beklentilerini açıkça konuşabilmesi, aradaki farklılığı yönetmeyi kolaylaştırabilir.

Hormonal Değişiklikler de Etkili Olabilir

Kadın vücudundaki hormon seviyeleri hayatın farklı dönemlerinde değişir. Adet döngüsü, gebelik, doğum sonrası dönem, emzirme, perimenopoz ve menopoz cinsel istekte değişikliklerin görülebildiği dönemler arasındadır.

Örneğin menopoz döneminde azalan östrojen vajinal kuruluğa ve cinsel ilişki sırasında rahatsızlığa neden olabilir. Ağrılı bir cinsel deneyim de zaman içerisinde yakınlaşma isteğinin azalmasına katkıda bulunabilir.

Doğum sonrasında ise hormonal değişikliklerin yanı sıra uykusuzluk, yeni sorumluluklar ve fiziksel iyileşme süreci de cinselliği etkileyebilir.

Bu dönemlerde yaşanan libido değişikliklerini yalnızca “isteksizlik” olarak değerlendirmek yerine vücudun ve yaşam koşullarının tamamını göz önünde bulundurmak gerekir.

Kullandığınız İlaçların Etkisi Olabilir

Bazı ilaçlar cinsel isteği veya cinsel yanıtı etkileyebilir. Özellikle bazı antidepresanlarda bu tür yan etkiler görülebilir. Bunun dışında farklı ilaç grupları da kişiye bağlı olarak cinsel işlev üzerinde etkili olabilir.

Yeni bir ilaca başladıktan sonra belirgin bir libido değişikliği fark ettiyseniz bunu doktorunuzla paylaşabilirsiniz.

Ancak cinsel isteğiniz azaldığı için reçeteli bir ilacı kendi kendinize bırakmak veya dozunu değiştirmek doğru değildir. Gerekirse doktorunuz tedaviyi değerlendirerek uygun seçenekleri sizinle konuşabilir.

Cinsel İlişki Ağrılıysa İstek de Azalabilir

Cinsel ilişki sırasında ağrı, yanma veya belirgin kuruluk yaşıyorsanız vücudunuzun cinsellikten uzaklaşması anlaşılabilir bir durumdur.

Vajinal kuruluk, bazı enfeksiyonlar, pelvik taban problemleri, endometriozis ve farklı jinekolojik durumlar cinsel ilişkinin ağrılı olmasına yol açabilir.

Ağrılı cinsel ilişkiyi “Biraz dayanırsam geçer” şeklinde normalleştirmek yerine nedeninin araştırılması önemlidir.

Özellikle ağrı tekrar ediyorsa kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurabilirsiniz.

Ne Zaman Destek Almak Gerekir?

Cinsel isteğiniz bir süredir azalmış ancak bu durum sizi rahatsız etmiyorsa yalnızca belirli bir sıklıkta cinsel ilişki yaşamadığınız için kendinizi problemli olarak görmeniz gerekmez.

Ancak isteğinizde sizin için belirgin ve kalıcı bir değişiklik meydana geldiyse, bu durum sizi veya ilişkinizi olumsuz etkiliyorsa nedenini araştırmak isteyebilirsiniz.

Öncelikle stres, uyku, kullandığınız ilaçlar, ilişkinizdeki değişimler ve cinsellik sırasında fiziksel bir rahatsızlık yaşayıp yaşamadığınızı gözden geçirebilirsiniz.

Gerekli durumlarda kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, ilgili başka bir hekim veya cinsel sağlık alanında çalışan uzmanlardan destek alınabilir.

Cinsel istek kişiden kişiye değiştiği gibi aynı kişinin hayatının farklı dönemlerinde de değişebilir. Bu nedenle önemli olan başkalarının ne kadar sık cinsellik yaşadığı değil, sizin kendi bedeninizde meydana gelen değişiklikleri fark etmenizdir. Libido bir performans ölçüsü değildir ve her zaman aynı seviyede olmak zorunda değildir.

Blog Yazısını Paylaşın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir