Bilimsel Açıdan Aşkı Keşfedin: Aşk Hormonları ve Etkileri

Ah Kızlar! Bugün konumuz toz pembe. Aşık olduğunuz anları düşünsenize… Düşünmek bile insanın kalbini hızlandırmıyor mu? İnsanın yüzünde tuhaf bir gülümsemeye sebep olmuyor mu?

Alın çayınızı kahvenizi elinize! 😊 Biraz aşktan bahsedelim…

Aşk; insanın karnında kelebekleri uçuşmasını, içinin içine sığmamasını, hayatın toz pembe göründüğü ve etrafa gülücükler saçılmasını sağlayan mucizevi bir duygudur.

Aşk, bütün toplumlarda, her kültür seviyesinde, tüm zamanlarda var olmuş ve hemen her insanın yaşamının bir döneminde en az bir kez yaşadığı ya da yaşamayı umut ettiği bir duygusal durum olarak da tanımlanabilir.

Aşk kimine göre ilk başta başlayan sonra gittikçe azalan, kimine göre ise sonradan kazanılan bir duygu süreci olsa da bilim adamları bunu sadece ‘bir çeşit beyin aktivitesi’ olarak tanımlarlar.

Aşık olunduğunda; beyinde dopamin, norepinefrin ve feniletilamin gibi çeşitli hormonların oranı hızla artmaya başlar.

Yapılan araştırmalarda; aşık olan bireylerin beyin MR görüntüleri incelenmiştir ve özellikle dopamin içeren bölgelerin, yani beynin sağ bölgesinin yoğun bir biçimde aktivitesinin arttığı ortaya çıkmıştır. Dopamin aşık olan kişinin vücuduna yoğun bir enerji verir, iştahı azaltır ve ilgiyi artırır. Ayrıca uykusuzluk, sürekli karşı tarafa odaklanma ve sürekli onu düşünmeyi sağlayan bu duygu, bilim insanlarının hala üzerinde tartıştığı bir konu.

Aşık Olduğumuzda Beynimiz Tarafından Salgılanan Hormonları Yakından Tanıyalım!

Oksitosin: Madem hormonlardan bahsediyoruz. Madem aşktan bahsediyoruz. O zaman ilk hormonumuz oksitosin! Diğer bir adıyla ‘aşk hormonu’. Oksitosin hormonu; aşık olan kişinin karşı cinse bağlanmasını ve bir anlamda onu hayatının merkezine koymasını sağlayan bir işlev görür. Ayrıca oksitosin hormonunun kalp hastalığı riskini düşürdüğü de saptanmıştır.

Hatta yapılan bir araştırmada; eşine sadakatsiz davranan kişilerde, beyninin bu hormonu az salgıladığı ispatlanmıştır. Bu da oksitosin hormonunun sadakati sağladığı ortaya çıkarmıştır.

Dopamin: Duygu durumunu direkt olarak etkileyen bu dopamin hormonu; insan vücudunda doğal olarak bulunan ve duygusal tepkilerin kontrolünde rol oynayan en önemli hormonlardan bir tanesidir.

Dopamin beyne doğrudan etki ederek, hafıza ve öğrenme üzerinde etkili olur. Bunun haricinde dikkat ve odaklanmayı sağlar, ruh halini belirler, uykuların düzenli olabilmesi için varlığı şarttır. Yapılan araştırmalarda, motivasyonu da etkilediği ve yaratıcılığa etkisi olduğu da kanıtlanmıştır.

İnsanın aşık olduğunda aşırı kaygılı olma durumu, enerjisinin bitmek tükenmek bilmemesi, yüksek libido ve bazı durumlarda uykusuzluk çekilmesine de neden olduğu bilinmektedir.

Serotonin: Serotonin, vücudun fiziksel ve bedensel işleyişini dengeleyen önemli bir hormondur. Serotonin nörotransmitter bir maddedir. Yani sinir hücreleri arasında elektrik sinyallerini taşımakla görevlidir. Vücudun belli bölümleri tarafından üretildiği gibi beyin tarafından da salgılanmaktadır. Halk arasında mutluluk hormonu olarak; tıp dilinde 5-hidroksitriptamin (5HT) olarak bilinir.

Beyin aşık olmanın ilk safhalarında, mutluluk veren endorfin hormonunu az salgılayarak mutsuz bir zemin hazırlamaya çabalar. Aşık olan kişiyi zihinsel ve fiziksel olarak aşık olduğu kişiye yönelterek mutluluğu karşı cinste aramaya zorlar.

Aşık olunduğunda sürekli karşı tarafı görmek istemenin, kısa sürede bile oldukça yoğun şekilde özlemenin nedeni olarak bu hormon gösterilebilir.

Endorfin: Mutluluktan sorumlu olan bir diğer hormondur. Hipofiz bezi ön lobu tarafından sentezlenir ve salgılanırlar. İnsan vücudunda ağrıyan dokularda ağrının azalması için beyin dokuları tarafından üretilen hormonlara verilen isimdir.

Hatta bu sebeple bypass ameliyatından sonra insanların ömrünün uzadığı, bugün bilimsel olarak ispatlanmıştır, düzenli bir aşk hayatı olan insanların yaşam kalitelerinin artacağı da bilinmektedir. Aşık olmak mutluluk hormonları ile birlikte tansiyonda düzelme sağlar, sosyal uyumu ve başarıyı artırır.

NGF: NGF yani Neuro Growth Factor, sempatik ve duyu nöronlarının gelişmesi için oldukça önemli olan, sinir büyüme faktörü olarak bilinen bir protein türüdür. Aşık olunan ilk yıl, bu hormonun miktarı kanda büyük bir artış gösterir. Özellikle genç bireylerde bu protein daha aktif olduğunda dolayı aşkları daha da tutkulu bir hal alır.

Romantik duyguların ortaya çıkmasına aracı bir madde olan NGF, aşık olan kişiyle karşılaşıldığı zaman ellerin terlemesine, kalbin çarpmasına ve heyecanın yükselmesine de neden olur.

Vazopressin: Vasopressin, ve Antidiüretik Hormon olarak da bilinen Arginin Vasopressin, insan dahil olmak üzere memelilerin büyük çoğunluğunda bulunan bir hormondur. Vasopressin’in birincil görevi, böbreklerden su geri emilimini arttırmaktır. Vasopressin, peptid yapısında bir hormondur.

Ancak vazopressinin oldukça önemli olan bir görevi daha var. Beyinde hipotalamusun gönderdiği bu hormon, fazla salgılandığı zaman aşık olan kişi sevdiği için her şeyi yapabilecek duruma gelir. Ayrıca bu hormon kan hacmi ve konsantrasyonu düzenler.

Daha Fazlası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir